İran Caddesi, No: 33/2 , 06680, Kavaklıdere / Ankara
european-board-of-surgery

İlgili Dökümanlar

Doktorların hastalarını yaptıkları işlemlerle ilgili bilgilendirme yükümlülüğü vardır. Size yapılacak her türlü tıbbi hizmet, sizin bilgilendirilmeniz ve izninizin alınması şartıyla yapılabilir. Tıbbi durumunuz ve hastalığınızın tedavisi için size önerilen girişim / tedavi hakkında bilgi sahibi olmak en doğal hakkınızdır. Bu amaçla bilgilendirilmiş onam formları hazırlanmıştır ve sizlerin operasyon öncesi bu formları imzalamanız istenir. Burada yer alan metinler gerçek bir bilgilendirilmiş onam formu değildir ancak bu formlarda yer alması gereken genel bilgileri içeren açıklayıcı metinlerdir.

Paratiroid bezler genellikle vücutta 4 adet olarak yer alan (boynun her iki tarafında üst ve alt paratiroid bezler) ancak sayıları ve lokalizasyonları değişkenlik gösterebilen iç salgı bezleridir. Paratiroid bezlerin yerleşiminin ve makraskopik görünümlerinin iyi bilinmesi hem kendisinden kaynaklanan patolojilerin tedavisinde hem de tiroid bezi (guatr) cerrahisi sırasında korunmaları için önemlidir. Bu bezler vücudun kalsiyum dengesini düzenlemede önemli fonksiyonu olan parat hormonu (PTH) salgılarlar.

Paratiroid bezlerdeki patolojilere bağlı olarak, yapılacak cerrahi girişimler de değişiklik göstermektedir. En sık görülen patoloji tek bir paratiroid bezdeki iyi huylu tümör (adenom) olmasıdır (olguların %85-90’nı oluşturur). Daha az oranda her 4 bezde büyüme (hiperplazi), çift adenom olması ve çok nadiren paratiroid kanseri görülebilir.

Hiperparatiroidizm hastalığına bağlı şikayet ve bulguları olan hastalarda cerrahi tedavi önerilir. Hatta bazı asemptomatik olgularda da cerrahi tedavi yüz güldürücüdür. Cerrahi tedavinin başarısı tecrübeli ellerde %95’in üzerindedir.

Genel olarak iki ameliyat yönteminden bahsedilebilir:

  • Minimal invaziv paratiroidektomi: Operasyon öncesi hangi paratiroid bezinde adenom olduğu güvenilir bir biçimde ortaya konmuş (ultrasonografi ve sintigrafi) olgularda ilk tercih edilmesi gereken yöntemdir.
  • Boyun eksplorasyonu: Klasik yaklaşımdır. Tiroid ameliyatına benzer şekilde boyunda kesi yapılarak, her 4 paratiroid bezi görülüp, patoloji aydınlatıldıktan sonra ameliyatın gerçekleştirilmesidir. Günümüzde daha çok 4 bez hastalığı veya ikinci ameliyat gereken durumlarda tercih edilmektedir.

Paratiroidektomi için yapılacak cilt kesisi operasyonun tipine göre belirlenir. Minimal invaziv girişimlerde (odaklanmış cerrahi) kesi yaklasik2.5-3 cm iken, klasik boyun eksplorasyonunda tiroid (guatr) ameliyatına benzer bir kesi yapılır. Paratiroidektomi ameliyatına bağlı sıklıkla sorulan sorulara yanıtlar ve operasyon riskleri şöyle sıralanabilir:

  1. Paratiroidektomi operasyonu temiz ameliyat grubuna girer ve operasyonundan sonra kesi yeri enfeksiyonu riski çok düşüktür. Operasyon sonrası sıklıkla antibiyotik kullanılmasına gerek yoktur.
  2. Bu ameliyata bağlı olarak operasyon sırasında veya sonrasında ciddi bir kanama ihtimali veya kan verilmesini gerektirecek bir durum olmamaktadır.
  3. Sinir yaralanmasına bağlı ses kısıklığı ihtimali (hem geçici hem de kalıcı) çok düşüktür. Kalıcı ses kısıklığı oranı tecrübeli ellerde %1’in altındadır. Paratiroid cerrahisinde sinir monitorizasyonu kullanımı ses kısıklığı riskini azaltmaktadır.
  4. Bazen altta yatan patolojiye bağlı olarak operasyon sonrası hastanın bir süre kalsiyum ve D vitamini kullanması gerekebilir. Bu durum olguların bir bölümünde tedavinin başarısına bağlı olarak gelişen bir tablodur (Aç kemik sendromu).
  5. Hastaların bir bölümünde (yaklaşık olarak %5) ilk operasyon başarısız olabilir. Operasyondan hemen sonra hastalık devam ediyor olabilir (persistan hastalık) ya da bir sure sonra tekrarlayabilir (rekürren hastalık). Bu durumlarla ilgili değişik hipotezler mevcuttur ve oldu bazında tartışılması gerekir.
  6. Paratiroidektomi sırasında komşu yapılarda (soluk borusu, yemek borusu, ana kan ve lenf damarları)  yaralanmalar meydana gelmesi çok nadirdir. Operasyonda fark edilmeyip daha sonradan ikinci müdahale gerektirmesi çok düşük bir olasıklıktır.
  • Yukarıda bahsedilen riskler ve yaklaşımlar paratiroid bezi cerrahisi için genel kavramlar olup, hasta bazında bunlar doktorunuz ile daha detaylı olarak tartışılmalıdır.

Tiroidektomi endikasyonuna (operasyon yapılması gerekliliği ve nedeni) göre yapılacak olan cerrahi girişimin boyutu değişecektir. Tiroidektomi operasyonlarını şu şekilde değerlendirebiliriz:

  • Tek taraflı tiroidektomi (Lobektomi+istmektomi): Günümüzde kabul edilen en minimal tiroid cerrahisidir. Tek taraflı tiroidektomi operasyonlarında aşağıda bahsedilen risklerin daha düşük olacağı ya da hiç olmayacağı akılda tutulmalıdır. Sıklıkla iyi huylu tiroid tümörleri için tercih edilen bir yaklaşımdır. Operasyon sonrası kalan tiroid dokusu hastaya yeterli miktarda hormon sağlayabilir ve hasta ilaç kullanmak zorunda klamayabilir.
  • Total tiroidektomi: Tiroid kanseri  ve tüm tiroid bezini ilgilendiren multinodüler guatr gibi hastalıklarda tercih edilmesi gereken cerrahi yaklaşımdır. Aşağıda bahsedilen risk faktörleri genel olarak bu operasyon için geçerlidir. Çıkarılan tiroid bezinin salgılamış olduğu tiroid hormonunu yerine koymak amacıyla hasta hayat boyu ağızdan tiroid hormonu kullanmak zorunda kalır.
  • Total tiroidektomi + Lenf bezi diseksiyonu (Sadece santral lenf nodları ya da lateral servikal (boynun yan tarafında yer alan) lenf nodları ile birlikte): Tiroid kanserlerinin bazı aşamalarında ve nadir görülen bazı alt tiplerinde uygulanması gereken yöntemlerdir.

Tiroidektomi ameliyatı boyunda tiroid bezinin büyüklüğüne ve lenf nodu diseksiyonu yapılıp yapılmayacağına göre planlanan bir cilt kesisi ile yapılan bir ameliyattır. Hastanın varsa kendi boyun çizgisine uygun bir cilt kesisi yapılmaşı daha güzel bir yara iyileşmesi sağlar. Bu ameliyata bağlı sıklıkla sorulan sorulara yanıtlar ve operasyon riskleri şöyle sıralanabilir:

  1. Tiroidektomi temiz ameliyat grubuna girer ve operasyonundan sonra kesi yeri enfeksiyonu riski çok düşüktür. Operasyon sonrası sıklıkla antibiyotik kullanılmasına gerek yoktur.
  2. Hastaya ait bir yara iyileşmesi problemi yoksa boyun kesisi sıklıkla ciddi bir görünür skar bırakmadan iyileşir. Cilt kesisi, cilt altından, kendinden emilebilen ve dışarıdan görülmeyen ince sütür materyalleri ile dikilir. Kesi yerinin üstünde ve altında duyusal şikayetler (hassasiyet azalması, karıncalanma,vb.) olabilir ancak geçicidir.
  3. Tiroid bezi yatağında ameliyat sonrası kanama olması ve kanama kontrolü nedeniyle ameliyathaneye yeniden dönülmesi ihtimali %1’in altındadır.
  4. Ses tellerinin hareketini sağlayan sinirlerde olabilecek harabiyete bağlı  ortaya çıkan ses değişiklikleri (kısıklığı, ses kalitesinde bozulma,vb.) sıklıkla geçicidir. Kalıcı ses kısıklığı ihtimali tecrübeli ellerde %1’in altındadır. Kalıcı ses kısıklığı ihtimalini azaltan bir diğer önemli faktör de operasyon sıraşında sinir monitorizasyonu yapılmasıdır.
  5. Vücudun kalsiyum dengesini düzenleyen paratiroid bezler sıklıkla tiroid bezi kapsülüne yapışık yer alan, boyutu normalde 3mm ve genellikle adeti 4 olan bezlerdir.  Bunların hasarına bağlı olarak dışardan kalsiyum ve D vitamini ilacı kullanmak gerekebilir. Bu problemin kalıcı olması için her 4 paratiroid bezin de hasarlanması gerekir (oranı %1'den az). Sıklıkla görülen geçici hipokalsemi olarak adlandırılan ve bir süre sonra normale dönen kanda kalsiyum eksikliği durumudur.
  6. Tiroidektomi sırasında çevre dokularda yaralanma ihtimali de oldukça düşüktür. Trakea (soluk borusu), özafagus (yemek borusu) ve ana lenf kanallarına  ait yaralanmalar olabilir ve ameliyat sırasında fark edilirse kolay bir şekilde tamir edilir.
  7. Tiroidektomi sırasında hemen hemen hiçbir zaman kan verilmesine gerek olacak ciddi kanama olmaz. Tiroid bezi çok kanlanan bir organ olmasına ve çevresinde büyük damarlar olmasına rağmen, uygun bir teknik ve ekipmanla kanama riski yoktur  
  8. Ameliyattan yıllar sonra tiroid bezinin alınmasına sebep olan hastalığın nüksetmesi ihtimali altta yatan patolojiye göre değişiklik göstermekle birlikte, genel olarak çok yüksek değildir. Modern tiroid bezi cerrahisinde ana yaklaşımlardan bir tanesi mümkünse aynı tiroid lojuna ikinci bir kez girilmemesidir (komplikasyon riski artar). Bu nedenle altta yatan hastalığa göre cerrahi kararı verilirken hastalığın tekrarlamamasına yönelik bir işlem seçilmeye çalışılır.

Yukarıda bahsedilen riskler ve yaklaşımlar tiroid bezi cerrahisi için genel kavramlar olup, hasta bazında bunlar doktorunuz ile daha detaylı olarak tartışılmalıdır.

Meme kanseri ameliyatları memenin tamamen veya kısmen çıkarılmasını ve koltuk altı lenf bezlerinin örneklenmesi (sentinel lenf nodu biyopsisi) veya meme ile ilgili koltuk altı lenf nodlarının temizlenmesini (aksiller diseksiyon) içeren ameliyatlardır. Bazen her iki memeye de girişim gerekebilir. Ayrıca memenin tamamının alındığı durumlarda (mastektomi), eş ya da geç zamanlı meme rekonstrüksiyonu yapılabilir ve bu girişimlere bağlı risklerden de bahsetmek gerekir.

Meme kanseri nedeniyle uygulanan cerrahi yöntemlerden sonra gelişebilecek genel ve spesifik komplikasyon ve riskleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Meme kanseri cerrahisi temiz ameliyat grubundadır ve enfeksiyon riski oldukça düşüktür. Operasyon sonrası rutin olarak antibiyotik kullanılmasına gerek yoktur.
  • Cerrahi kanama kontrolü yapılmasını gerektirecek operasyon sonrası kanama nadir görülür. İğne ile boşaltma veya antibiyotik kullanımı gerektirebilir.
  • Meme koruyucu cerrahi sonrası memede problem olması ihtimali oldukça düşüktür.
  • Onkolojik prensiplerden taviz verilmeden, en iyi kozmetik sonuç yakalanmaya çalışılır. Bazen iyi bir kozmezis elde etmek için onkoplastik cerrahi işlemlerden yararlanmak gerekebilir.
  • Hastalığın memede tekrarlama riski memenin tamamının alındığı (mastektomi) ameliyatlara oranla biraz daha yüksektir ancak bu durum hastalığın tedavi başarısına (hayatta kalım süresi)   olumsuz yansımamaktadır.
  • Mastektomi (memenin tamamının alınması) sonrası görülebilecek spesifik problemler:
  • Cilt fleplerinde beslenme problemi olabilir. Sıklıkla ciddi bir probleme yol açmadan tedavi edilir.
  • Drenler çekildikten sonra seroma (cilt flepleri altında veya koltuk altında sıvı birikmesi,şişlik) gelişebilir. Kendi haline bırakılabileceği gibi iğne ile aspire edilerek sıvının çekilmesi de düşünülebilir.
  • Koltuk altı lenf nodlarının temizlenmesi (aksiller diseksiyon) işlemine bağlı olarak:
  • Ameliyat bölgesi ve kolun üşt ic kısmında uyuşma, karıncalanma hissi olabilir. Altı ay gibi bir sürede gittikçe azalır.
  • Omuz hareketlerinde kısıtlılık olabilir.
  • Kolda şişlik (lenfödem) gelişebilir. Aksiller diseksiyon sonrası hayat boyu lenfödem riski yaklaşık olarak %10-20’dir. Koltuk altına radyoterapi yapılması ile birlikte bu oran %30’a çıkabilir.
  • Sırttaki kürek kemiğinde yukarıya ve dışa doğru yer değiştirme olabilir.
  • Koltuk altı lenf nodlarına kanser metastazı olmayan erken evre meme kanserlerinde, sentinel lenf nodu biyopsisi yapılması ve gerekli olmayan durumlarda aksiller lenf nodu diseksiyonu işleminden kaçınılması, yukarıda bahsedilen istenmeyen olaylardan büyük oranda kaçınılmasını sağlar. Sentinel lenf nodu biyopsisi sonrası lenfödem riski %1-2 gibi çok düşük oranlardadır.
  • Ameliyata ve özellikle memenin kaybına bağlı belirgin anksiyete ve depresyon meydana gelebilir.
  • Mastektomi yapılan uygun olgularda eş zamanlı rekonstrüksiyon hakkında mutlaka bilgi verilmelidir. Eş zamanlı rekonstrüksiyon protez (kalıcı veya geçici) veya hastanın kendi dokuları (karın yağı, sirt kası, vb.) kullanılarak yapılabilir.
  • Protez ile yapılan rekontrüksiyonlardan sonra yaklaşık %10 oranında kapsül kontraktürü adı verilen ve elde dilen kozmetik sonucu bozan bir reaksiyon gelişebilir. Kesi yeri enfeksiyonu protezin çıkarılmasını gerektirecek ciddi sonuçlar doğurabilir.
  • Kişinin kendi dokuları kullanılarak yapılan otolog doku rekonstrüksiyonlarında ise hasta seçimi çok önemlidir. Otolog dokunun alındığı bölgede ikinci bir  kesi ve travma olacaktır. Taşınan dokunun beslenmemesi ve doku kaybı en ciddi problemdir.

 

Yukarıda bahsedilen riskler ve yaklaşımlar meme kanseri cerrahisi için genel kavramlar olup, hasta bazında bunlar doktorunuz ile daha detaylı olarak tartışılmalıdır. Rekonstrüksiyon yapılacak olgularda daha seçilecek yönteme göre daha detaylı bilgilendirme yapılmalıdır.